20 Kasım 2008

Ruh eşinizi nasıl bulacaksınız?

İnsanoğlu, fiziki bedenlerini almadan önce enerji boyutunda androjen (hem erkek hem dişi) varlıklardı. Erkek ve dişi, fiziksel boyuta inildiğinde iki karşıt enerji olarak var oldu. Bu yüzden diğer yarımız ikiz ruhumuz olarak adlandırılır.İkiniz ruhumuz da, bizimle birlikte benzer titreşime sahiptir.
İkiz ruhlarin karşılaşması çok nadiren gerçekleşir. Çünkü ancak fiziki enkarnasyonlarının sonuna gelen ikiz ruhlar karşılaşırlar. Dünyanin artan titreşimi her şeyihızlandırmaktadır ve sonuç olarak simdi eskiden hiç olmadığı kadar çok ikiz ruh karşılaşmaktadır. Ayni zamanda kişinin ikiz ruhuna. İkiz ruhların karşılaşması tanrısal bir karardır. Her ruh yaşaması gerektiğinde yaşayacaktır. Eğer ikiz ruhunuzun ve sizin, fiziki ortamın yasakladığı bir şeyi enerji boyutunda yasamanız gerekiyorsa, Tanrı yasanması gerekeni yaşatacaktır.Pek çok insan eş ruh ve ikiz ruhu birbirine karıştırır. İkiz ruhun karşılaşması yarattığı çekim nedeniyle kuşku götürmez. İkiz ruhların karşılaşması somon balıklarının akıntı yukarı yüzmelerine benzer bir içsel bilişi uyandırır; her şeye rağmen mutlaka yapılması gereken bir yolculuktur. İkiz ruhların karşılaşmasından doğan güç, her ruhun kendi içindeki eril-dişil dengelenmesini baslatır; bu ikiz ruhların karşılaştırılmalarındaki ana sebeptir.Ruh ikizinizi gördüğünüzde bunu anlarsınız, neden olduğunu anlayamadığınız yoğun bir çekim duyarsınız. Bu duygu çok yakıcıdır, göbeğinizden içeri kızgın bir demir sokulmuş gibi hissedersiniz. Düşünceleriniz aynıdır, yaşadığı fiziksel mekân aynı olmasa bile ruhsal olarak ayni yoldasınızdır ve karakterleriniz aynıdır.Hissettiğiniz, bildiğiniz, gördüğünüz ve aldıladığınız her şey aynıdır.İkiz ruhlar genellikle benzer fiziki özellikler taşırlar, iki tutkulu aşıktan çok kardeşlere benzerler. Bağları çok derin ve fiziksel alemin ötesindedir. İkiz ruhlar karşılaşarak enerjik bütünleşmelerini yaşamak üzere enkarne olduklarında, karşıt kutuplaşmayı bütünleyebilmek için birbirlerine karşıt enerjiyi yansıtabilmek üzere erkek ve kadın olarak enkarne olurlar. Aslında bu tüm kadın-erkek birlikteliklerinde böyledir ama ikiz ruhların ilişkileri ile kıyaslanmayacak ölçüde yoğun yaşanır.

Gülbeşeker - Türk Tatlıları Tarihi

Bir onsekizinci yüzyıl manisi, "Frengî bâdem şekeri, Al ey demâdem şekeri, Kim hazzetmez beğim ondan, Yemez mi âdem şekeri” diyor. Bu kitap işte o şekerlerin cazibesini sizlere ulaştırıyor. 1983 yılından beri Türkiye mutfak tarihini araştıran İngiliz Mary Işın, 1973'te Türkiye'ye yerleştikten sonra hayran kaldığı Türk mutfağından beğendiği yemeklerin tariflerini toplamaya başladıktan sonra, bu muhteşem mutfağın birbirinden leziz tatlarını bir kitap haline getirerek İngiltere'de de tanıtmaya niyetlenmiş. Aradan geçen 24 yıl içinde o projeden şu ana kadar iki kitap vücuda getirmiş. 1998'de Mahmud Nedim Bin Tosun'un Aşçıbaşı kitabının dilimize aktaran Mary Işın şimdi de Gülbeşeker - Türk Tatlıları Tarihi'ne imza atmış. Nöbet şekerinden peynir şekerine; kudret helvasından ağız miskine; bâdem şekerinden çarşı helvalarına; tatlı sucuktan güllaç, baklava ve kadayıfa; pelteden lokuma; âşûreden zerdeye Türk tatlı ve şekerlemeleri sizi bekliyor bu kitapta. Tatlı ve şekerleme kültürünün zenginliği açısından Osmanlı'nın rakipsiz olduğunu söyleyen Işın, bunun hayatın her alanında yemeğe verilen öneme ve özellikle tatlı yiyeceklerin toplumun her kesimi için manevi bir anlam taşımasına bağlıyor.Şekerciler ve şekerci dükkanlarıyla başlayan kitap tek tek bütün tatlı çeşitlerinin kökenini, kültürel tarihimiz içindeki yerini ve tariflerini içeriyor.Tatlı okuyalım, tatlı yiyelim, tatlı konuşalım vesselam.

Kopernik'in 'mezarı' kesinleşti

Gökbilimci Nicolas Kopernik'in nerede gömülü olduğu, saç ve diş kalıntılarının DNA örnekleri sayesinde kesinleşti.Polonya'daki Pultusk Antropoloji ve Arkeoloji Enstitüsünden Profesör Jerzy Gassowski, 2005 yılında Frombork katedralindeki kazılarda bulunan bir kafatası ile kemiklerin gökbilimciye ait olduğunun kesinleştiğini belirtti.Polonyalı ve İsveçli araştırmacılar, Kopernik'in hayatı boyunca elinden düşürmediği Johannes Stoeffler'ın 1518 tarihli "Calendarium Romanum Magnum" adlı kitabında gökbilimcinin 12 saç telini buldu. Bu çok değerli genetik maddenin DNA'sı, Frombork'da bulunan kafatası ve kemiklerle karşılaştırıldı.Uppsala Üniversitesinden Marie Allen, Kitapta bulunan 12 saç telinden 2'sinin Frambork'da bulunan kafatasındaki bir diş ve bir kemikle aynı DNA'yı taşıdığını belirtti.Katedralde bulunan kemikler, ayrıca Kopernik'in 70 yaşında öldüğünün gösteriyor. Varşova'daki polis laboratuvarına gönderilen ve kafatası bilgisayar ortamında yeniden oluşturulan Kopernik'in fotoğrafı, mevcut Kopernik portreleriyle karşılaştırıldı. Bilim adamları, fotoğraf ve portreler arasında benzerlik olduğunu gördü.Polonya'nın Torun bölgesinde 1473'de doğan Kopernik'in nerede gömülü olduğu ve kaç yaşında öldüğü bugüne kadar kesin olarak bilinmiyordu.Kopernik, dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri kuralını açıkladı. Yeni astronominin kurucusu kabul edilen Kopernik, ileri sürdüğü fikirleri ancak ömrünün sonlarında açıklayabilmişti. Kopernik'in en önemli eserinde "De revolutionibus orbium coelestium" heliosentrik teorisini detaylı anlattı. Heliosentrik teori Kopernik teorisi olarak da adlandırılıyor.

Mamutun gen haritası tamam

Nesli binlerce yıl önce tükenen Sibirya mamutunun gen haritasının neredeyse tamamı çıkarıldı.Amerikalı ve Rus bilim adamları, donması nedeniyle bugüne kadar korunabilmiş mamut kıllarından alınan DNA örneklerinden yararlanarak Buz Devri'ne ait "Mammuthus primigenius"un gen haritasının büyük kısmını tamamlamayı başardı. Araştırmacılar, bazı kısımların eksik kaldığını, ancak Sibirya mamutunun gen haritasının yaklaşık yüzde 80'inin çıkarıldığını belirttiler.İlk kez nesli tükenen bir hayvanın gen haritası çıkarılabildi.Sibirya'da yaklaşık 5 bin yıl önce yaşamış bu hayvanın neslinin neden tükendiği bilinmiyor. Bazı bilim adamları Sibirya mamutunun neslinin iklim değişikliği, bazılarıysa avlanmaları yüzünden tükendiğini savunuyor. Gen haritasının çıkarılmasının, bugün için yeterli teknik olmasa da, nesli tükenmiş bu mamut türünün bir gün tekrar yeryüzünde görülme olasılığını güçlendirdiği belirtildi.Konuya ilişkin makale Nature dergisinde yayımlandı.

Afiş zengini A.R.O.G!

Cem Yılmaz'ın merakla beklenen filmi A.R.O.G'daki her karakter için ayrı afiş hazırlandı. 5 Aralık'ta vizyona girecek olan Cem Yılmaz'ın 'A.R.O.G' filminin önce afişleri geldi! Cem Yılmaz'ın 'A.R.O.G' filminin konusu 'Yontma Taş Devri'nde geçiyor, promosyonu ise 'Cilalı İmaj Devri'nde yapılıyor! Televizyonda ana haber bültenlerinde filmden sahneler eşliğinde haberler yapılıyor. Sinemalarda her filmden önce 'A.R.O.G'un fragmanı gösteriliyor. Cem Yılmaz'ın oynadığı reklamlarla filmin tanıtımı her alanda tam gaz sürüyor.Yakında 8.5 milyon dolarlık bütçesiyle Türkiye'nin en pahalı filmi olan 'A.R.O.G'un afişleri her yanı süsleyecek. 9 oyuncunun ayrı ayrı yer aldığı afişleri birçok Hollywood filminin afişini yapan Emrah Yücel hazırladı. Oyuncular, filmdeki karakterlerine uygun olarak afiş için kamera karşısına geçti.
Foto Galeri:

Konuşmayı yazıya döken bilgisayar

Türk teknoloji şirketi CTD Systems, bir ilke imza atarak, Türkçe konuşmaları bilgisayarda yazıya dönüştüren ''dikte'' yazılımını geliştirdi. Klavyeyi ortadan kaldıracak yeni teknoloji, kullanıcının sesini bir kez bilgisayara tanıtmasının ardından devreye giriyor ve sesle bilgisayara komut da verilebiliyor. CTD System A.Ş Ar-Ge Müdürü Çetin Çetintürk, yaptığı açıklamada, Türk araştırmacıları ve girişimcilerinden oluşan şirketlerinin, konuşma tanıma sistemleri üzerine 8 yıldır yürüttüğü çalışmalar sonucu ''dikte'' isimli yazılımı geliştirmeyi başardığını bildirdi. Çetintürk, ''dikte''nin bugüne kadar ''dünyada yapılmış ilk ve tek Türkçe konuşma-tanıma sistemi'' olduğunu belirtti. Dikte'nin, aynı zamanda ''en yüksek kapasiteli'' konuşma tanıma sistemi de olduğunu söyleyen Çetintürk, ''Bundan sonra Türkçe yazıları, konuşarak bilgisayara yazma imkanına sahip olunacak'' dedi. Türkçenin sondan eklemeli bir dil olduğundan kelime çeşitliliğinin çok olduğunu vurgulayan Çetintürk, ''Bu nedenle bugüne kadar kimse bu konunun yanına bile yanaşamadı. Geliştirdiğimiz Türkçe konuşma tanıma sistemi, aynı zamanda dünyanın en yüksek kapasiteli, en hızlı sistemi. Algoritmalar, bugünün en modern işlemcilerini sonuna kadar kullanıyor. Hatta 4 çekirdekli işlemciler şu an yetmiyor, 16 çekirdekli istiyoruz. Çünkü insanın algılaması ve tanımasıyla yarışıyoruz'' ifadesini dile getirdi. Çetintürk, söz konusu teknolojinin kullanımı ile ilgili şöyle konuştu: ''Dikte kullanılırken, kullanıcının mikrofon takması ya da masasında mikrofon bulundurması gerekiyor. Konuşurken mümkün olduğunca düzgün telaffuz etmesi, cümleleri doğru seslendirmesi gerekiyor. Kullanıcının sesini ilk başta bilgisayara tanıtması işlemi 3-4 saat sürüyor. Bu esnada ekranda görülen yazılar uygun bir şekilde telaffuz ediliyor. Hem kullanıcının sesini bilgisayar öğreniyor, hem de kullanıcı sistemi ne şekilde kullanması gerektiğini öğreniyor. Böylece kullanıcının konuşarak yazı yazması, hatta bunun ötesinde konuşarak elektronik posta yollama gibi klavye ya da mouse kullanarak yapılabilecek komutları da sesle yapması mümkün oluyor. Diğer kullanımında ise dikte ile chat programlarında da sesi yazıya dönüştürerek karşı tarafa iletebiliyor. Yazılım paketinde outlook entegrasyonu opsiyonel olarak sunuluyor. Birtakım komutları sesle verebiliyorsunuz.'' Çetintürk, geliştirdikleri sistemin bir kelime kökünden 16 milyon kelime türetebildiğini, 25 bin kökü tanıyabildiğini, teorik kelime kapasitesinin de 300 milyar dolayında olduğunu kaydetti. İngilizce ve Rusça dillerinde konuşma tanıma sistemlerinin 2000'lerden itibaren bulunduğunu anlatan Çetintürk,'Sistemimize en yakın teknoloji ile farkımız 10 bin kelime yüz bin kelime değil. Sistemi, birkaç milyon kat daha fazla bir kapasiteye sahip olarak geliştirdik. Önümüzdeki yıldan itibaren biz bu işi bütün dünyaya öğretir hale, teknolojiyi tüm dünyaya biz satar hale geleceğiz, çok iddialıyız'' diye konuştu. Türkçe versiyonun ardından İngilizce versiyonu ile de pazara çıkacaklarını, bu dil için 300 milyar kelime kapasitesinden 100 bin kelime kapasitesine geri döneceklerini ifade eden Çetintürk, şöyle konuştu: ''Böylece bizim yurt dışındaki dev rakiplerimizden çok daha iyisini yapmış olacağız. Bizim elimizdeki teknoloji hepsinden daha iyi. Teknolojiyi geliştirebilmek için bilinen konuşma tanıma teorisinin ötesinde yapay zeka ve sinyal işleme algoritmalarının üzerine kurulu algoritma ve modeller geliştiriyoruz. Yakın gelecekte eşya ve otomobil gibi yaşamdaki pek çok alanla konuşarak iletişim kurulmasını sağlayan teknolojiler de geliştirilecek. 3-4 yıllık süreçte bu konuşma iletişimlerinin yaygınlaştığını hep birlikte göreceğiz.'' Genel versiyonun gelecek hafta teknomarketlerde yerini almasının ardından ortopedik ve görme özürlüler için de ek paketlerin çıkacağını, bu teknolojinin, özürlülerin pek çok işini kolaylaştıracağını belirten Çetintürk, ''Türkiye'de çok ciddi bir görme özürlü grup var. Bu insanlar da artık kendilerine gelen yazıları okuyabilecekler ve cevaplayabilecekler. Ortopedik özürlülerin klavye kullanamayanların da bilgisayar kullanması için önemli bir imkan doğmuş oldu'' diye konuştu. Çetintürk, söz konusu yazılımın hedef kitlesi ile ilgili şu bilgileri verdi: ''Ülkemizde kitap ya da tez yazmak isteyen çok kıymetli bilim adamları ve sanatçılar var. Ancak bunun için vakitleri yok. Böyle bir teknoloji onların yazım süreçlerini çok kolaylaştıracağı için aslında biz bu işin bilim ve teknoloji ile sanatın gelişimine de katkıda bulunacağını düşünüyoruz.'' Algoritmaları çalıştırmak için İntel ile iş birliğine gittiklerini bildiren Çetintürk, ''Dikte''nin, İntel'in işlemci teknolojisinde iyi sonuçlar verdiğini belirterek, ''En kısa zamanda en doğru sonucu verebilmek için en hızlı işlemciyi kullanmamız gerekiyor. İntel ile bu yönde bir ilişkimiz var'' dedi. Çetintürk, bir süre sonra konferanslarda, toplantılarda yapılan konuşmaları da tanıyabilen sistemleri pazara sunacaklarını bildirdi.

BlackBerry'lere MySpace

Dünyanın ilk sosyal ağı MySpace, BlackBerry akıllı telefonları için dünya çapında kullanılabilen yeni ve entegre MySpace mobil çözümünü sundu.Shitdelete.net'in haberine göre yeni MySpace uygulaması, BlackBerry akıllı telefon kullanıcıları nerede olurlarsa olsunlar, deneyimlerini yanlarında taşımalarına olanak sağlıyor. Kişiye özel MySpace arayüzü, MySpace kullanıcılarına BlackBerry akıllı telefonlarının bir tuşuyla, güncellemelerini görmelerine, gerçek zamanlı mesaj yollamalarına ve profillerine fotoğraf yüklemelerine olanak sağlayacak birçok özelliğe erişebilmelerine imkan tanıyacak.
.ÖZELLİKLERİ NE?
: Yorum, bülten ve mesajlaşma içeren tam donanımlı mesajlaşma arayüzü.
: Gerçek zamanlı durum güncellemeleri.
: Arkadaş taleplerini görüp, ekleyebilir, cevap verebilme.
:Kamera entegrasyonu ve kullanıcıların istedikleri zaman istedikleri yerde fotoğraf çekme, sınıflandırma ve yüklemelerine olanak sağlayan optimize fotoğraf yönetimi.
: Arkadaş albümlerine erişim ve yorum yazabilme.
: Yeni MySpace etkinlikleri bildirimi.
NASIL EDİNİLEBİLİR?
BlackBerry akıllı telefonları için MySpace uygulamasını indirmek için, BlackBerry tarayıcınızdan www.blackberry.com/myspace veya m.myspace.com adresini ziyaret edebilirsiniz.