|
Coğrafı Yapısı:
ULAŞIM
Doğu ve
Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz illerini Ankara’ ya
bağlayan önemli yollardan biri olan Ankara-Kayseri Karayolu
ilimizden geçmektedir. İl’ de tek ulaşım seçeneği karayolu
olmakla birlikte demiryolu ulaşım ihtiyacı il merkezine 73
km uzaklıktaki Yozgat-Yerköy’deki demiryolu istasyonundan ve
88 km uzaklıktaki Kayseri Himmetdede Demiryolundan
karşılanmaktadır.
Hava ulaşımı ise Nevşehir-Tuzköy (62 km),
Kayseri (130 km) ve Ankara’ daki (199 km) havalimanlarından
karşılanmaktadır.
JEOLOJİ
İlimize
ait Kırşehir jeoloji haritası incelendiği zaman paleozoikten
kuaterner zamanına kadar farklı zamanlara ait formasyonları
görmek mümkündür. İlimizde en eski zamandan yeni zamana
kadar jeolojik yapıların özellikleri şu şekildedir.
Birinci
zaman (Paleozoik) :İlimizin doğusunda yer alan Kervansaray
sıradağları,batısındaki Kargasekmez dağları ile kuzeydeki
Buzluk tepesi ve yakın çevresinde paleozik yaşlı şist mermer
ve kuarsitlerden oluşan metemorfik seri birinci zamanı
temsil eder.Birinci ve ikinci zamanda türkiye’nin bulunduğu
alanı tamamen kaplayan Tethiys denizinin dibine biriken
çökeller, kuzey ve güneyde yer alan kıta çekirdeklerinin
birbirine yaklaşması ile kıvrılarak yüzeye çıkmışlardır.
Daha sonra bu yapı şiddetli iç ve dış güçlerin etkisi
altında başkalaşıma uğrayarak günümüze kadar ulaşan MASİF
adlı yapıyı ortaya çıkarmıştır.
Masif kütle; uzun zaman içerisinde tektonik hareketler
sonucu bir veya bir kaç kez kıvrılmış, daha sonra kıvrılma
özelliğini kaybederek sertleşmiş, çoğunluğu başkalaşım
geçirmiş,temel bir kütledir. Ülkemizde yer alan
Paleozik yaşlı masiflerden en büyüğü ilimizde yer alan
Kırşehir masifidir. Türkiye'nin 5
masifinden en büyüğü olan Kırşehir Masif’i Tuz Gölü'nün
altında da devam etmektedir. Alt eosen ve kuaterner
yaşlı tortullar tarafından örtülen birinci zamana ait
Kırşehir Masif'i, I., II., III.
ve IV. zamanlarda oluşmuş, yaklaşık 2000-2500
m. kalınlıkta bir yapıdır. Bu yapıda" yukarıdan aşağıya
doğru: Kireçli şistler, fillatlar, yeşil şistler, mermer
kuşakları; küçük taneli billurlu kuvarsitler, mikaşist ve
mermer olarak sıralanan
bu serinin taban ile bir bağı tespit edilememiştir.Bu yapı
üst kratase yaşlı, asidik intrüzifler tarafından sıcak
dokanakla kesilmiştir.
İkinci zaman ( Mezozoik): İlimizde yer alan
ikinci zamana ait arazi genelde üst kretase yaşlı olup
kalker, marn, gabro gibi kayaçlarla temsil edilir.Gabrolar
genelde koyu, siyah renkli alttan üste doğru mineral
taneleri küçülerek mikrogabrolara dönüşür.Soğumaya bağlı
olarak ince tanelidir.Ayrıca siyenit mikrosiyenit,trakit
kuvars açık gri ve pembemsi renkte silise doygun olmayan
alkalen-kalkalen bileşimli intrüzif kayaçlar bu dönemin
izlerini taşmaktadır. İlimizin kuzeyinde, Seyfe Gölü çöküntü
alanında ve Hirfanlı Barajının kuzey kıyılarında geniş
alanlarda yüzeylenmiştir.
Üçüncü Zaman (Tersiyer). Üçüncü zaman arazinin
büyük kısmı oligosen ve miyosen dönemine aittir. Kalınlığı
800-1000 m arasında değişen bu yapı kırmızı renkli kum,
çakıl ve kirli beyaz jipslerden oluşur.Alp Himalaya kıvrım
sisteminin oluştuğu bu zamanın son çeyreğinde başlayan
şiddetli aşındırma faaliyetleri sonucu çukur alanlarda
görülen birikmeye Seyfe Gölü havzasında rastlanmıştır.Bu
nedenle göl tabanı kil, kum, marn gibi tortul tabakalar
tarafından doldurulmuştur.Bu dönemde hakim olan sıcak ve
yağışlı iklim sonrası yetişen gür orman örtüsü günümüzde
Akçakent ve Çiçekdağı çevresinde tespit edilen linyit ve
kömür yataklarının oluşmasını sağlamıştır.
Dördüncü Zaman (Kuaterner): ilimizin en genç
oluşumlarıdır. Genelde Kızılırmak vadi tabanında, Kılıçözü
Deresi ve Seyfe Gölü çöküntü alanında kum, kil ve çakıl
depoları ile temsil edilir. il merkezinde ve Mucur ilçe
merkezinde bulunan boyları 10 metreyi aşan travertenler genç
tektonik hareketlerle gelişmiş dördüncü zamana ait
yapılardır. Ayrıca eğimli alanlarda, havza tabanına bakan
yamaçlarda oluşan kolüvyal depolarda bu döneme ait örnek
serilerdir.
TEKTONİK YAPI
İlimiz kuzey batı-güney doğu istikametinde uzanan
deprem potansiyeli yüksek diri faylar üzerinde
kurulmuştur.Bu faylar Tersiyer döneminde Üstmiosen-Pliosen
sonrası oluşmuş yeni tektonik yapılar olup genelde normal
faylar ve yanal atımlı faylarla karakterize edilir.Kırşehir
çevresindeki neotektonik yapılar Tuz Gölü Fay Seti ile
Kırşehir Fay Setinden ibarettir.Kırşehir fay seti
kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu olup iki önemli parçadan
oluşur.Bunlar keskin’den Seyfe Gölünün güneyine kadar uzanan
Akpınar Fayı ile Nevşehir’in kuzeyinde Kızılırmak altında
uzanan Salanda Fayı dır.60 km uzunluğunda olan Salanda Fay
hattı üzerinde çok sayıda sıcak su kaynağı mevcuttur.
Akpınar Fayı ile Kırşehir Fayı Çorum Kırıkkele
arasında uzanan Ezinepazar sağa atılımlı bir fay ile Tuz
Gölü fayının sıkıştırması ile gelişmiştir.Ayrıca Kaman’ın
güneyinde Hirfanlı Barajının kıyısını takip eden fay seti,Kılıçözü
Deresinin altında uzanan fay seti,Mucur’un kuzetbatısında
gözlenen faylar büyüklüğü 4 civarında olan depremler
üretebilmektedir.
Kırşehir tarihnde bilinen en şiddetli
deprem19.04.1938 yılında yaşanan Kırşehir (Akpınar merkezli)
depremidir.
KIRŞEHİR DEPREMİ:
19 nisan 1938 tarihinde saatler 13.00
gösterirken 6.6 şiddetinde gerçekleşen depremin dış merkez
alanı 177 km2 boyutları ise kuzey güney doğrultusunda 30 km
doğu batı doğrultusunda 24 km olarak hesaplanmıştır. Deprem
sonrasında 149 kişi ölmüş binlerce insanımız yaralanmıştır.
3860 evin yıkıldığı bu depremin öğle saatlerinde olması ve
evlerin kerpiç tarzında yapılması can kaybının az olmasını
neden olmuştur..Bu deprem sonrası Akpınar Taşkovan
arasında uzunluğu 10 km bulan yüzey kırkları ortaya
çıkmıştır. Bu nedenle de Akpınar bugünkü yerine taşınmak
zorunda kalmıştır.
Kırşehir K.A.F üzerinde yer almasa da jeolojik
yapısı nedeniyle 1.derece deprem kuşağı içerisinde yer
almaktadır.Türkiye deprem haritası incelendiği zaman
Kırşehir ve çevresinin 1. derece deprem bölgesi olduğu
görülmektedir.
YÜZEY
ŞEKLERİ
Kırşehir’de 800 m başlayan 1808 m kadar yükselsen bir alanda
çeşitli morfolojik üniteleri görmek mümkündür.. Bu
ünitelerin en önemlisi il topraklarının %64.5 ini kaplayan
platolardır.
Platolar
akarsularca derince yarılmış yüksek düzlüklerdir. Kırşehir
platoları üçüncü zamana kadar sürekli aşındırılarak peneplen
arazi şeklini aldıktan sonra Neojen döneminin ortalarından
itibaren yükselmeye başlamış düzlüklerdir. Neojen tortular
ile örtülen platolar genelde yağışlarla oluşan kısa boylu
devamlı ve devamsız akarsularca parçalanmış bir görüntü arz
eder. Üzerinde nisbi yükseltisi az olan çok sayıda tepelik
mevcuttur.
Çevresine göre nisbi yükseltisi 600 m geçen ve
eğim değeri tepe noktasına kadar artan yeryüzü
şekleridir.Kırşehir dağları genelde 3.zaman içindeki Pliosen
döneminden sonra oluşmaya başlamıştır.İl topraklarının %17.2
sini oluşturan dağlar İlimizde az bir yer kaplamaktadır.
Kırşehir masifi olarak da bilinen ana plato üzerinde
kuzeyden başlayıp güney batı ve güneydoğuya doğru açılarak
uzanırlar. .İlimizde yer alan dağlar içanadolu kıvrım
sistemine bağlı olarak gelişen , Bozok Platosu’nda gelişen
dağların uzantısı şeklindedir.Ayrıca Nevşehir üzerinde
yüzeylenen Kızıldağ kütlesisin kuzey batı yönündeki
uzantılarıda ilimizde geniş yer kaplamaktadır..En önemli
dağlarımız şunlardır.
KERVANSARAY DAĞI:
Seyfe Gölü
kapalı havzası ile il merkezi arasında kuzeybatı-
güneydoğu yönünde uzanan kervansaray dağ kütlesi paleozoik
yaşlı olup Kırşehir masifinin üzerinde
yükselmektedir..İlimizdeki en eski dağ kütlesidir.Mucur
yakınlarında yüksekliği nispeten azalan bu Kervansaray Dağı
Mucur’dan sonra kuzeydoğu yönünde yenide yükselerek Kızıldağ
ile birleşir.En yüksek noktası 1679 m olup en önemli
zirveleri Armutlu Köpekli Kırlangıç tepesi ve Kızıldağdır.
Genelde bitki örtüsünden yoksun olan kervansaray dağlanın
yamaçları irili ufaklı akarsularca parçalanmış, şiddetli
erezyona bağlı olarakta ana kaya ortaya çıkmıştır.
ÇİÇEKDAĞI
Çiçekdağı ilçesinin batısındaki plato üzerinde
yükselen bu dağların en yüksek noktası 1691m dir. Delice
Irmağına ulaşmaya çalışan akarsularca parçalanmış bir
görüntü arz eder.Üzeri nispeten ormanlarla
kaplıdır.Çiçekdağı üzerinde yer alan Çiçekdağı Geçidinden
Kırşehir –Çiçekdağı ulaşımı sağlanmaktadır.
NALDÖKEN DAĞLARI
İlimizin
Kuzeybatısında yer alır. Paleozoik mermer ve kalkerlerden
oluşan bir temel üzerinde yükselir. En yüksek noktası 1.516
m olan bu kütle son derece aktif faylar üzerinde
yükselmektedir.
Naldöken Dağlarının güneyinde gelişen karstik
şekillerden Kırşehir dolini, paleozoik kütle üzerinde
oluştuğu için ülkemizde nadir görülen şekillerdendir.
Naldöken Dağı ile Kervansaray Dağları kırılmaya uğradıkları
için HORST yapı özelliğindedirler.
BARAN
DAĞI
Kırşehir ile Kaman arasında batıdan güneydoğuya
doğru uzanan bu dağ üzerinde ilimizin en yüksek tepe noktası
bulunmaktadır. (1.808 m) Kırşehir masifinin bir parçası olan
Baran Dağı, Paleozoik yaşlı kayaçlar üzerinde yükselen bitki
örtüsünden yoksun bir haldedir.
Akarsularca az parçalanan düzlüklerdir Ovalar Kırşehir
topraklarının %18.3’nü kaplamaktadır. Kırşehir ovaları
pleistosen nemli döneminin sona ermesi ile kuruyan göl
tabanlarında ve akarsu tabanlı vadilerinde oluşmuşlardır.
Küçük vadi iç ovaları, dağ eteği ovaları çok küçük alanlar
kaplamaktadır.
MALYA
OVASI
Halk
arsında ‘çöl ‘olarak bilinmektedir. Kırşehir’in kuzey
doğusunda 400 km2 alanı ile ilimizin en büyük ovasıdır.
Ortalama yüksekliği 1100 m olan Seyfe Ovası III. zamanda göl
tabanı tortul kütlelerinin birikmesi ile ortaya çıkan bir
göl yeri ovasıdır. Ova üzerinde Malya Devlet Üretme çiftliği
tarımsal faaliyetlerine devem etmektedir. Seyfe Gölü kapalı
havzasında bulunan ovada yeterli sulama kanallarının
olmaması nedeniyle kuru tarım yapılmaktadır. Ovanın en
önemli sorunu ise Seyfe Gölü çevresinde hızla yayılan
tuzlanma problemidir.
ÇOĞUN
OVASI
Kırşehir’in kuzeyinde Kılıçözü deresi etrafında
yer alan ova 2500 hektarlık bir alana sahiptir. Ova Çoğun
Barajının yapılmasından sonra sulu tarıma açılmış
meyvecilik, sanayi bitkileri, sebze üretimine kadar çeşitli
ürünler alınabilmektedir.
GÜZLER
OVASI
Kırşehir’in güneyinde yer alan ova 2400 hektar
alana sahiptir. Güzler sulama göleti yapıldıktan sonra kuru
tarımdan sulu tarıma geçilmiştir.2000 yılında kurulan
Kırşehir Şeker Fabrikası’nın şeker pancarı ihtiyacının
önemli bir kısmını bu ova karşılamaktadır.
VADİLER
Karstik
oluşumların eğemen olduğu Kırşehir platosunda vadiler geniş
yer kaplamaktadır. Genelde Kızılırmak ve Kılıçözü gibi
akarsular bir yana bırakılrsa mevsimlik akışa geçen ve
eriyen kar suları ile beslenen küçük akarsular tarafından
oluşturulan kertik vadiler il topraklarının
engebelendirmiştir. Kızılırmak, Kılıçözü ve Seyfe gölü
havzasına açılan ve kırık fay hatlarına yerleşmiş olan
vadiler dışındakiler genelde dar , dik ve kuru
vadilerdir.. Bu nedenle tabanları ova yada geniş tarım
düzlükleri oluşturacak kadar geniş değildir.
KIZILIRMAK VADİSİ
Sivas Kızıldağ yakınlarından başlayan bu vadi ülkemizin en
uzun vadisidir.Kızılırmak vadisi Aydoğmuş’un doğusunda
başlayıp Kırıkkale il sınırına kadar devam eden genişliği
1.5 km ile 10 km arasında değişen büyük bir tabanlı
vadidir.Vadi üzerinde yüksekliği 7-10 m olan taracalar
göze çarpmaktadır.
KIRŞEHİR KILIÇÖZÜ VADİSİ:
Baran
dağının kuzeyinde kertik vadi şeklinde olan bu vadi il
merkezine gelmeden tabanlı bir vadi görünümüne kavuşur.
Kılıçözü Vadisi il merkezine ulaşmadan önce Naldöken ve
Kervansaray Dağları arasındaki GRABEN çöküntü
alanından geçmektedir. Kırşehir bu vadi yamaçlarında
kurulmuştur.
KAMAN
KILIÇÖZÜ VADİSİ:
Baran
dağının batısında kertik vadi şeklinde olan vadi Delice
ırmak vadisine gelmeden tabanlı bir vadi görüntüsü
kazanmıştır.
DELİCE
IRMAK VADİSİ:
Yozgat il sınırı içinde gelişen vadi Yerköy’den sonra
ilimiz sınırında tabanlı vadi olarak uzanmaktadır.Ortalam
800 m yüksekliğe sahip olan bu vadide çok lezzetli kavun ve
karpuz yetiştirilmektedir..
Ayrıca
mevsimlik yağışlar sonrası oluşan eriyen kar suları ile
gelişen irili ufaklı çok sayıda akarsu arazide 20-75 m
arasında gömülerek sayısız kertik vadi örnekleri oluşmuştur
KIZILIRMAK:
Sınırlarımız içindeki en büyük akarsuyumuzdur. Anadolu’daki
ilk uygarlıklar bu ırmağa tuzlu anlamına gelen “HELYS” adını
vermişlerdir. Irmak 30-100 m arasında bir genişliğe sahip
olup toplam 1355 km olan uzunluğunun küçük bir kısmıda
ilimizden geçmektedir. İçanadolunun bitki örtüsünden yoksun
olan çıplak yamaçlardan inen sel rejimli suların
taşıdığı kırmızı renkli materyallerin akarsu renginde
yaptığı değişiklik nedeniyle “Kızılırmak” ismini
almıştır. İlimizin
17
km güneyinde
geçen ırmak Kılıçözü deresini alarak Hirfanlı Baraj gölünü
oluşturur. Baraja kadar düzensiz akan ırmak barajdan sonra
100 km kadar düzenli bir akışa sahiptir.Kızılırmak genelde
eriyen kar suları ve yağmur suları ile beslendiği için
rejimi düzensizdir.Bu nedenle yaz aylarında suları iyice
azalan ırmak ilkbahar aylarında karların erimesiyle yeniden
yükselişe geçer.
KIRŞEHİR KILIÇÖZÜ DERESİ:
Baran
dağının kuzey yamaçlarından doğan ırmak önce kuzeye sonra
güneye dönerek Çoğun Barajına ulaşır.İl merkezini küçük
kıvrımlar yaparak geçen ırmak taka mevkisinden Kızılırmak’a
kavuşur.Kaynağından itibaren 80 km uzunluğa sahip olan ırmak
eriyen kar suları ve yağmur suları ile beslendiği için
ilkbahar aylarında kabaran derenin yaz aylarında su
seviyesi iyice azalır.Üzerinde sulama ve taşkınları önleme
amacı ile Çoğun Barajı,İğdeliöz Kılıçlı ve Güzler sulama
reğülatörü yapılmıştır.1966 yılının ocak ayında akarsu yoğun
yağışlar sonrası yatağını ndan taşmış etrafındaki tarım
alanlarına zarar vermiştir.
KAMAN
KILIÇÖZÜ DERESİ:
Kaman
ilçemizin güneyinde çok sayıda kol halinde harekete geçen
dere kırık bir fay hattı boyunca kuzeye doğru akar Ankara
Kırşehir il sınırını oluşturacak şekilde akan dere Ocakbaşı
mevkisinden il sınırını terk ederek Delice Irmağına
kavuşur.Toplam uzunluğu 150 km kadardır.
DELİCE
IRMAĞI
Bozok
Platosu ve Yozgat’ın dağlarının güney yamaçlarından üç kol
halinde akışa geçen ırmak 426 km uzunluğu ile kızılırmak’ın
en uzun kolunu oluşturur.Yozgat Kırşehir il sınırını tayin
eden bu ırmak Yerköy’den sonra ilimiz sınırları içinde kısa
bir süre akan ırmak Gölcük köyünden sonra Kırşehir-Kırıkale
–Yozgat il sınırlarının kesiştiği noktada ilimiz sınırları
dışına çıkar.Eriyen kar suları ve yağmur suları ile beslenen
ırmak yaz aylarında suları azalan, ilkbahar aylarında ise
suları kabaran düzensiz bir rejime sahiptir.Irmağın vadi
tabanında yoğun şekilde kavun karpuz üretimi yapılmaktadır.
Bunların
dışında değirmen özü, darıözü, acıöz, manahözü, köşkerliöz,
gibi çok sayıda kısa boylu eriyen kar suları ile beslenen
küçük akarsular vardır.
GÖLLER
SEYFE GÖLÜ:
İlimizin 35 km kadar kuzeydoğusunda neojen kalker üzerinde
oluşan bir polye tabanının su ile dolması sonucu oluşmuştur.
Gölün denizden ortalama yüksekliği 1110 m kadardır.Adını
batısındaki Seyfe köyünden alır.Kapalı bir havzada bulunduğu
için dışarıya akışı yoktur.Bu nedenle de suları son derece
tuzludur.Göl oligosen sonrası değişik doğrultuda gelişmiş
faylanmalar üzerinde meydana gelmiş olup tabanı neojen
dönemine ait tortul katmanlar ile örtülmüştür.Alçak
tepelerce çevrilen göl küçük pınarlar, kaynaklar ve yüzeysel
akışa geçen sularla beslenenmekte buharlaşma ile sularını
kayıp etmektedir.Şiddetli yaz kuraklığı nedeniyle su
seviyesi 60-70 cm kadar düştüğü yaz aylarında geniş bir
bataklık halini almaktadır..İlkbahar aylarında ise eriyen
kar sularına eklenen yağışlarla su seviyesi 165cm
yüksekliğe, 7000 hektar genişliğe ulaşır.
Seyfe
Gölü Asya ile Avrupa arasında en önemli sulak alanlarımızdan
bir tanesidir. Küçük kabuklu canlılar ve larvalar
bakımından zengin olan gölde tuzludan tatlıya değişen
bataklıklar üzerindeki güvenli adalarda değişik türden
binlerce kuşa ideal barınma ,beslenme ve üreme imkanı
sağlamaktadır.
Gölde
ak pelikan,filamingo,kaşıkçı,Macar ördeği,uzun bacak, kılıç
gaga, Akdeniz martısı ,karabaş martı gibi birçok kuş
kuluçkaya yatmaktadır.Gölün doğusunda yılda 2000 den fazla
filamingo kuluçkaya yattığı tespit edilmiştir.Bu nedenle
seyfe gölü tuz gölünden sonra filamingoların kuluçkaya
yattığı en önemli sulak alandır.Sonbahar aylarında ise yüz
binden fazla leylek ve ördek gölü ziyaret etmektedir.. 187
kuş türün ait 100.000 den fazla kuşun yaşadığı bu doğa
harikası göl yanlış uygulamalar sonucu yok olma noktasına
kadar gelmiş sulak alanlar kurumaya yüz tutmuştur.Barınma
alanlarını kaybeden kuşların sayısı her geçen gün
azalmaktadır.
Göl suyu
tuzlu ve sodyumlu olduğu için birkaç kurbağa çeşidi , su
yılanı ve göle dökülen seyfe pınarının içlerindeki dişli
sazan dışında önemli bir canlı yaşamamaktadır.
Göl
çevresi Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir.Sürekli ve
geçiçi göl alanınıda kapsayan 10.700 hektarlık alan 1994
yılında Ramsar Sözleşmesi listesine dahil edilerek gölün
doğal yapısının ve ekolojik özelliklerinin korunması
uluslararası düzeyde taahhüt edilmiştir. Göl çevresinde
avcılık yapmak tamamen yasaklanmıştır.
OBRUK
GÖLÜ:
Mucur
ilçesinin 10 km güneyinde obruk köyü yakınlarında karstik
oluşumlu bir göldür.
Göl,
altında mevcut olan bir fay hattı üzerinde oluşmuştur. Göl
yumuşak toprak yapısının erimesiyle yaklaşık 100 m
derinlikte 900 m çapında çöküntü bir göldür.
Göl
çevresi adeta bir duvarı andırır kayaçlarla çevrilidir.
Derinliği 4-5 metre olan göl sularının kirli olması
nedeniyle sulamada faydalanılamaz.
Halk
arasında göl çukurunun bir meteor taşı tarafından
oluşturulduğu kanaati yaygındır.
HİRFANLI BARAJI
Kaman
ilçemizin 19 km güney batısında mezozoik yaşlı ofiolitler
üzerinde kurulan Hirfanlı Barajı elektrik üretimi, taşkın
önleme ve sulama amacıyla 1959 yılında tamamlanmıştır. 8
Ocak 1960 tarihinde hizmete açılan baraj o yıl ülkemizin en
büyük barajı idi. 320 km alanı, 75 km bulan uzunluğu ile bir
deniz görünümündedir. Kızılırmak ve küçük akarsular
tarafından baraja taşınan malzemeler barajın uzunluğunu 55
km’ ye, alanını ise 230 km2 ‘ ye düşürmüştür.
1960-1998 yılları arasında baraja 218.519.200 ton materyal
taşınmıştır. Toplam 6 milyar m3 dolayında suyu
bulunan barajda 4 tribünden 40 milyar kv.saat elektrik
üretilir.
Orta Anadolu ve ilimizin deniz hasretini
fazlasıyla karşılayan deniz görünümü ve kumsalları ile iyi
bir tatil merkezi olma yolunda önemli yatırımlar
yapılmaktadır. Yakın bir zamanda her türlü spor faaliyetinin
yapıldığı bir su sporları merkezine ilimiz kavuşacaktır
ÇOĞUN
BARAJI
Çoğun
köyünün kuzey batısında Kılıçözü deresinde yapılan baraj
1970 de işletmeye açılmıştır. 1976 yılından sonra sulamaya
başlamıştır. İlimize 20 km kadar uzaklıkta olan baraj sulama
ve taşkın önleme amacıyla yapılmıştır. Toprak ve kaya dolgu
şeklinde yapılan baraj temelden 28 m yükseklikte, su hacmi
25 milyar m3 olan baraj 2397 hektar tarım alanının
sulamaktadır. Gölde aynalı sazan ve tatlı su balıkları
üretimi yapılmaktadır
KARAOVA
BARAJI
Akpınar
ilçemizin 3 km güneydoğusunda kaman Kılıçözüderesi en büyük
kolu olan Manahözü üzerinde sulama amacı ile kurulan baraj
1997 yılında hizmete açılmıştır.Toprak dolgu şeklinde inşa
edilen barajın temelden yüksekliği 28 m dir.baraj çevresinde
4760 hektarlık bir alanda sulu tarıma yapılmaktadır.
KÜLTEPE BARAJI
Kırşehir'in güneyinde, Kırşehir-Ortaköy yolunun 43. Km.sinde
2 km. İçeride Ulupınar Kasabasının 4 km. Doğusundadır.
Sulama ve taşkın önleme amacıyla toprak dolgu tipinde
yapılan baraj, 1983 yılında işletmeye açılmıştır.Barajı
temelden yüksekliği 37m dir. Barajın kaynağında ve yan
kolları üzerinde beş adet gölet yer almaktadır. Bu
göletlerin etkisi ile baraja gelen su azalmış olup, ancak
çok kısıtlı sulama yapılabilmektedir. Su ihtiyaç
sorunlarının çözümü amacıyla baraja, Kızılırmak'tan
pompaj-planlama çalışmaları yapılmaktadır. Baraj sayesinde
toplam 2778 hektar alan sulanabilmektedir.
SIDIKLI
BARAJI
İlimizin
25 km güneydoğusunda Sıdıklı Küçükboğaz köyü yakınlarında
Körpeli Boğaz deresi üzerinde sulama amacı ile
kurulmuştur.Kaya dolgu şeklinde inşa edilen barajın temelden
yüksekliği 50 m dir. 4945 hektar tarım alanını sulamaktadır.
KESİK
KÖPRÜ BARAJI:
Kızılırmak
üzerinde Hirfanlı barıjından sonra kurulmuş bir barajdır.
Kamanın Büğüz Köyü toprakları üzerinde kurulan baraj 1966
işletmeye açılmıştır.
Kırşehir tarihi -
Kırşehir Sanatçıları -
Coğrafi Yapı -
İlçeleri -->Kaman -
Mucur -
Çiçekdağı -
Boztepe -
Akpınar -
Akçakent |