Yozgat
Yozgat, il merkezi nüfusuna göre
ülkemizde 57. sırada yer almaktadır. İlin genel nüfusu, 2000
yılında yapılan genel nüfus sayımı kesin sonuçlarına göre;
682 919 olup nüfus artış hızı binde 16,55' tir. 1997 Yılında
yapılan nüfus tespiti sonuçları ile 2000 yılında yapılan
genel nüfus sayımı kesin sonuçları arasında bir mukayese
yapıldığında nüfusun 68 660 kişi arttığı görülür.Toplam
nüfusun;
¨ % 53,85’i köylerde,
¨ % 46,15’i de şehir merkezinde yaşamaktadır
¨ İlin nüfus yoğunluğu ise 48,3’tür.
2000 yılı genel nüfus sayımı kesin sonuçlarına göre;
· İl merkezinde 73 930 kişi,
· Şehir merkezlerinde 315 156 kişi,
· Kasaba ve köylerde 367 763 kişi,
yaşamaktadır.
Türkmenler “ot” a “yoz”
derler. Çapanoğlu Aşireti Horasan’dan bu bölgeye
geldiklerinde yemyeşil uzanıp giden bir otlakla karşılaşınca
sürülerini bu otlağa bırakıp çadırlarını kurmuşlardır.
Zamanla çadırların yerini taş ve kerpiç binâlar almış ve
küçük bir kasaba meydana gelmiştir. Türkmenler bu kasabaya
“Yoz Kant” (Otlak Kenti) ismini vermişlerdir. Zamanla bu
kelime “Yozgat” olarak halk dilinde yerleşmiştir.
Yozgat ili ile ilgili efsâne şöyledir: Çapanoğlu Aşireti
henüz Yozgat bölgesine varmış, sürüler otlağa bırakılmıştı.
Çadırların yanında aşiretin en yaşlısı CabbarAğa koyunlarını
otlatırken bir yandan da, elinde tesbih kalben zikrederken,
nur yüzlü ak sakallı bir derviş Cabbar Ağadan su istedi.
“Suyum yok ama buz gibi bir bakraç süt var. Az önce gelinim
GülsümHâtun getirdi. Kabul edersen çok sevinirim.” dedi. Nur
yüzlü zât oturdu ve üç nefeste bütün sütü içti. CabbarAğa
hepsini içtiği için çok memnun oldu.
Nur yüzlü zâtCabbarAğanın sırtını okşadı ve; “Gönlün gani,
mülkün de fâni olsun. Yozuna yoz katılsın, köyün oban
Yozkent olsun.” dedi ve kayboldu. Bakraç içindeki süt yine
ilk hâlini almış olup, ağzına kadar dolu haldeydi. Bu
hâdiseyi, aşiret beylerine anlattı ve hepsi bu zâtın Hızır
aleyhisselâm olduğuna inandılar ve bulundukları yerde
kalarak “Yozkent” kurmaya karar verdiler.
Yozgat ili Anadolu’nun en
eski yerleşim merkezlerinden biridir. Alişar Höyüğünde 5000
sene önceye âit eserler bulunmuştur. Yozgat il toprakları
Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran veAnadolu’da târih
devrinin başlangıcı kabul edilen Hititlerin sınırları içinde
ve en kalabalık yerleşme merkezlerinden biriydi. M.Ö.
1500-2000 yılları arasında kurulan Hitit Krallığının merkezi
Hattuşaş, Yozgat il sınırları içindedir.
Sâmi Asurlular Kızılırmak’ı geçerek buraya kadar gelmişlerse
de, bu bölgeye hâkim olamamışlardır. Frikya ve Lidya
krallıkları bu bölgeye devamlı hâkim olamadılar.
M.Ö. 6. asırda Presler Anadolu’nun mühim kısmını ve bu
bölgeyi istilâ ettiler. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı
İskender, Pers Devletini yenerek Anadolu ve İran’ı
krallığına kattı. İskender’in ölümü üzerine imparatorluk
komutanları arasında taksim edilerek Anadolu, Asya
İmparatorluğu (Selevkoslar Devleti)nin payına düştü. Az
sonra bu bölge Kapadokya Krallığına geçerek Kayseri’den
idâre edilmiştir.
M.Ö. 1. asırda Roma İmparatorluğu bütün Anadolu gibi bu
bölgeyi de kendi toprakları içine kattı. M.S. 395 senesinde
Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Anadolu Doğu Roma
(Bizans)nın payına düştü.
İslâm orduları ve Sâsânîler zaman zaman Bizans’ın elindeki
bu bölgeye akınlar yapmışlarsa da bu bölgeyi devamlı olarak
ellerinde tutamadılar.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu fâtihi ve Anadolu’da
ilk Türk devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Gâzi Süleymân Şah
başkumandanlığındaki Selçuklu Oğuz orduları, bütün Anadolu
gibi Yozgat bölgesini de fethederek 1077’de kurulan Selçuklu
Türk Devletine kattı. Bir ara Danişmendoğullarının nüfûzuna
giren bu bölge, devamlı Konya’ya yâni, Anadolu Selçuklu Türk
Devletine bağlı kaldı. 1308’de Selçukoğulları Hânedanı
düşünce, Anadolu gibi bu bölge de İlhanlı Devletine
bağlandı.
İlhanlıların sonuncu Anadolu Genel Vâlisi Uygur Türklerinden
Eratna Bey 1335’te Sivas’ta istiklâlini îlân edince bu bölge
Eretna Beyliğine geçti. Bu topraklar 1380’de
Selçukoğullarından Melik Rükneddîn’e intikal etti. 1398’de
Kâdı Burhâneddîn öldürülünce Sultan Yıldırım Bâyezîd Han bu
bölgeyi 1398’de Osmanlı Devletine kattı.
Tîmûr Han 1402-1403 senelerinde Yozgat’ı ele geçirdi. Tîmûr
Han Anadolu’yu terk edince Çelebi Sultan Mehmed Han bu
bölgeyi Osmanlı Devleti sınırlarına yeniden kattı. Bu
târihten îtibâren Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar Yozgat
bir İç Anadolu şehri olarak Osmanlı idâresinde yaşadı.
Türkmen beylerinden Çapanoğlu Ahmed Paşa Yozgat’ı yeni
baştan îmâr etti. Bu zat 1762-1813 arasında 51 yıl vâlilik
yaptı. Bir ara Çorum, Kayseri, Ankara, Amasya, Çankırı,
Niğde, Tarsus bu âilenin idâresine verildi. Sultan İkinci
Mahmûd Han zamânında idârî değişiklikler olunca, Üçüncü
Çapanoğlu Süleymân Beyin büyük oğlu Celâleddîn Paşa vezir
(mareşal) olarak devlet hizmetinde çalıştı. Diyarbakır,
Halep, Maraş, Erzurum, Adana ve Kayseri vâliliği yaptı ve
1846’da vefât etti. Çapan (Çapar) veya Cebbaroğullarından
Ahmed Paşa ve oğulları Hacı Mustafa ile Süleymân Bey; Ömer
Ağa ve Müderris Abdülcebbar ve Abdülfettah Efendiler bu
âileden olup, devlete büyük hizmetleri oldu.
Osmanlı devrinde “Bozok” denilen ve aşağı yukarı bugünkü
Yozgat topraklarını içine alan Sancak (vilâyet), Sivas
Beylerbeyliğinin (eyâletinin) 8 sancağından biriydi.
Tanzimattan sonra ise Ankara vilâyetinin (eyâletinin) beş
sancağından biri oldu. Üç kazâsı vardı.
Cumhûriyet devrinde sancaklara (mutasarrıflıklara) vilâyet
(il) denilince Yozgat vilâyet oldu.
Tarihi
ve Turistik Yerler
Yozgat Siteleri
İlçeleri-->AKDAĞMADENİ
- AYDINCIK -
BOĞAZLIYAN -
ÇANDIR -
ÇAYIRALAN -
ÇEKEREK -
KADIŞEHRİ -
SARAYKENT -
SARIKAYA -
SORGUN -
ŞEFAATLİ -
YENİFAKILI -
YERKÖY